Modernleşiyoruz Ama İnsanlığımızdan Kaybediyoruz

modern insa,marjinal insan,insan ve teknoloji

Garip bir dünya da gariplikler ve saçmalıklar içinde yaşıyoruz…. Sağımıza solumuza hiç ama hiç bakmıyoruz. Burnumuzun ucunu görüyoruz onu da yanlış görüyoruz, burnumuzun ucu zannediyoruz aslında gördüğümüz şey sadece bir hiç…

İnsanlar olarak ne yaptığımıza anlam verebiliyoruz ne de yapmadığımıza ikisinin de geldiğini ve o an gittiğini zannediyoruz. Aslında gitmiyor. Köşeye falan sıkışıyor ama o kadar gürültünün patırtının içinde kalıyor geri planlarda.

Bugün yine bir olay anlatacağım. Beni gerçekten çok etkiledi. Hani belki sizde de bir farkındalık oluşturur.
Bu olay bizzat tarafımca yaşanmıştır ve tamamıyla gerçektir..


  • Yine herhangi günlerimden birisi olan bir Cumartesi günüydü ve ben her Cumartesi yaptığım gibi Pazara alışveriş yapmaya gittim. Her zaman ki gibi girdim pazara, bakınıyorum. Pazar adetindendir geziniyorsun ve en uygun hangisi ise senin için onu alıyorsun. Geziniyordum ve bir anda gözüme birisi çarptı yakın bir mesafe ile önümden geçiyordu. Koltuk değnekleri elinde bacaklarından biraz sıkıntılı yavaş yavaş geçti. O arada da elinde bir poşet bulunuyordu bir şey almıştı tezgahtan ya da rica etmişti. Adımlarını yavaş ve güçlükle atıyordu. Üstünde bir tane montu vardı. Üşümüştü ya da hastaydı. Dışarıdan bu durumu çok rahatlıkla belli oluyordu. Merdivenlerin oraya geldi. Ellerinde ki koltuk değneklerini tek eline topladı ve diğer eliyle merdivene asılarak, yavaşça çıktı merdivenleri teker teker ve ağır adımlarla. Sonra merdivenin yarısında yerde bir gazete parçası vardı onu eline aldı. Anlamadım ne yapacağını. Merdivenin en ucuna varınca yavaşça oturdu. Daha sonra koltuk değneklerini yerleştirdi ve eline aldığı gazete kağıdıyla burnunu sildi. O kişiyi görünce yaşadığımız bu hale bu duruma lanet etmiştim bu olayı da görünce hepten insan olmadığımızı anladım.

İnsanlık dediğimiz bu kavram yardım ediyorsak, acıma duygumuz hala yerinde ise, karşımızda ki ya da etrafımızda ki insanlara küçümseyerek bakmıyorsak onu ezmeye alta almaya çalışmıyorsak geçerli bir kavramdır.

Çok saçma değil mi bazen yaptıklarımız.

Ben bugün onu gördüm ya aklıma bir çok soru geldi..
  • Neden yeni bir şey gördüğümüz de aç kurtlar gibi atlıyoruz?
  • Neden en ufak bir şey de yenisini almak istiyoruz?
  • Neden sürekli içimizde bitmek tükenmek bilmeyen bir alışveriş, para harcama duygusu var?
  • Neden?
  • Neden??????
Bir örnek vereyim;
A marka bir telefonun 2016 yılında çıkan bir telefon modeli eliniz de bulunuyor. Hiçbir şeyi yok sapasağlam ve tertemiz. Kullanım halindesiniz. Daha sonra 2017 yılında çıkan bir telefonu görüyorsunuz ve onu almak istiyorsunuz. Eliniz de tüm ihtiyaçlarınızı karşılayan bir cihaz var iken. Her özelliği aynı yeni çıkanla belki bir sürüm üstü ama almak istiyorsunuz ve alıyorsunuz onu borca girerek ya da bir türlü ve eskisini kat ve kat zararına veriyorsunuz. Peki Neden?


Orada ki o kişi bana ne hatırlat biliyor musunuz? Bizim gitgide daha da kendimizden uzaklaştığımızı hatırlattı.
  • Önceden insanların birbiriyle yardımlaşması vardı. Şimdi neredeyse yok denilecek düzeyde az. Modernleşme şu an ki zamanda yaptığı iyilikler karşılığında insanlığımızı alıyor.
  • Önceden insanların elinde yoktu ama gönlünde vardı ve olanı paylaşıyorlardı. Şimdi insanların ellerinde var ama gönüllerinde bir şey yok. O yüzden bir şey de paylaşamıyorlar.
İnsanlar, kadın erkek ayrımı olmadan bu yaşadığımız dünya da şimdi ki zaman diliminde her yerde görüyoruz ki. Bir yarışma, telaş içindeler. Ne telaşımı kimin elbisesi yeni, kim nasıl giyindi, kim ne giydi, kim daha pahalısını giydi ( Bu sadece bir örneği bu durumun). Çok saçma olan bu düşünceler bize artık normal şeylermiş gibi geliyor.

Her gün yeni şeyler alınıyor, yeni şeyler tüketiliyor. Diyorlar ki bak moda bu. Sen bunu giyeceksin ve bizde çoban nasıl koyunları sürüyorsa onun misali sürülüyoruz o dedikleri şeylere. Aklı salim bir şekilde bakınca hiçbir anlam barındırmıyor ama onu yapacağız . Yapmazsak sanki kötü bir şey yapmış gibi dışarıdan gözlere maruz kalıyoruz. Sanki bir adam öldürmüşüz gibi bakıyorlar. Hani sen bol giyersin pantolonu falan etrafın sana baktığını ya da bakıyor gibi olduğunu hissedersin. Daha sonra ne olur sen de etrafa ayak uydurursun ve sistem işler…

Son sözlerimle bu yazımı da burada bitireceğim…

  • Hani orada ki adamı öyle görünce kendimden nefret ettim. Çünkü elimden bir şey gelmiyordu. O adam o durumda ya da o halde olmayı hak etmiyordu. Bu herkes için geçerli. Eski halini bilmem ama o anda o halde olmayı kimse hak etmiyor. İnsan dediğimiz şey yaşamayı ve belli görevlerinin yerine getirmeyi ibare eden bir kavramdır. 
  • Herkesin ideal haklarda ve düzgünce yaşamaya hakkı vardır.
  • Bir insan huysuz olabilir, kötü olabilir, iyi olabilir, ahlaklı olabilir, fakir olabilir, zengin olabilir ama bunların hepsini eşit olarak olabilir. 
  • Birinin sabahleyin kuş sütüyle beslendiği, birinin ise akşam yatarken sabah ne bulucağım da yiyeceğim diye düşündüğü bir dünyada adaletten kimse söz edemez.
  • Zengin de olabilirsin fakir de olabilirsin öyle de böyle olabilirsin. Ama unutma ki bu dünyanın malı sadece burada kalır.Öbür dünya da ne mal ne mülk ne zenginlik ne fakirlik hiçbir şeyin kalmaz. Sadece yaptıkların kalır.
  • Yardımlaşmayı bilelim.
  • Boşuna gereksiz yere para harcamayalım. Zamanımızı harcamayalım.
  • İnsanlığımızı, vicdanımızı geri kazanalım.
  • Etrafımız da bir sürü kişi görüyoruz. Şık  giyinmişler. Konuşmaları falan düzgün. Eline yüzüne bakılır. Ama içleri boş ( Bu dediklerim Herkes için geçerli değildir). 
  • Yırtık elbiseleriyle ya da kirli elleriyle birisini görürsün. Elbisesi yırtık, eli kirli ama gönlü hoş. Elinde bir şey olmasa da olanı paylaşacak kişiler.
  • Diyorlar ki Hayat acımasız. Ben de diyorum ki HAYAT’ı acımasız hale getiren biziz. Dönelim bir kendimize bakalım……

Okuduğunuz için Teşekkürler. 
Hatam oldu ise Affola.
Kendinize İyi Bakın.
Bir Sonra ki yazımda Görüşmek Üzere Hoşçakalın……
Yeni yazılardan anında haberdar olmak için Ücretsiz E-posta aboneliğinizi alt taraftan yapabilirsiniz...

Hiç yorum yok