Gezelim Görelim

   Ne Güzelsin Viyana!

        Erasmus'un en güzel yanlarından biri de Schengen vizenizin olması sanırım. Dilediğiniz gibi Schengen geçerli olan ülkelere girebiliyorsunuz. Biz de geçtiğimiz haftasonu atladık Viyana'ya gittik. Viyana, Çek Cumhuriyeti'ne hem yakın hem de trenle ulaşılabilirliği açısından gayet avantajlı. Çek'te birçok şehirden direkt trenle bile gidebiliyorsunuz.


Schönbrunn Sarayı

         İlk başta dikkatimi çeken şey Viyana'da Çek'tekinin nerdeyse yarısı kadar wifi noktası bulabildiğimiz oldu. İndiğiniz anda gideceğiniz yerlere internet aracılığıyla varmayı düşünüyorsanız en baştan gideceğiniz yerleri bulmakta fayda var. Çünkü burası wifi konusunda pek cömert davranmıyor. Onun dışında, şehirde ayrı bir enerji vardı. En azından bir Avrupa kentine göre gayet kalabalıktı. Goteborg'u hatırlıyorum da, Viyana onun yanında oldukça enerjik görünüyor. Üstelik şehirde gerçekten çok Türk var. Kolayımıza geldiği için adreslerin yüzde seksenini Türk bulup sorduk. Adresi öğrendikten sonra da insan bırakıp gidemiyor. 2-3 dakikalık bir muhabbete tutuşuyorsunuz. Hiç şaşırmayacağınız bir bilgi daha vereyim: Viyana'da yaşayan Türklerin birçoğu Konya'dan. Yabancılar boşuna Konya'yı Türkiye'nin başkenti sanmıyor. Baksanıza her yer Konyalı!



        Bu gördüğünüz dönme dolap Viyana'da "Prater" denen yerde bulunuyor. Biz bunun yanındaki Roller Coaster'a benzeyen şeye bindik. Ve tabii ki o kadar korktuk ki, o anlık cesaretimize kendimiz de şaştık! Daha birçok alet var binmek isteyenler için, bizse Türkiye'de olmayan şeyi denemek istedik. Herkes kendi tarzına uygun şeylere binebilir tabii ki. Fakat Avrupa'daki birçok mekan gibi buranın da kapanış saati çok geçlere kalmıyor. Dönme dolap mesela 19:30'da kapanmıştı. İstesek de binememiştik.


        Bu da Hofburg İmparatorluk Sarayı'nın oradaki bir heykel. (Önündeki minicik insan parçası da ben! Olsun değerli olan heykel, beni görmeseniz de olur...)  Viyana genel olarak saraylarıyla ünlü bir şehir. Bizim gibi gezen Erasmuslu 2 arkadaşımız da aynı şeyi söyledi, saraylarıyla ve saraylarının görkemiyle ünlü burası. Birçok sarayı var ve hiçbiri için "aman işte saray, her yerde var" diyemiyorsunuz. Hepsi ayrı güzel çünkü. Yalnızca öğrenciler için fiyatı gayet tuzlu. Bir saraya girmek en az 10 Euro'dan başlıyor. Bir keresinde 17 Euro bile görmüştük. Her şeyi uyguna getirmeye çalışıp bol bol yer gezmek isteyen ve TL'ye mahkum bizim gibi öğrenciler için bu fiyat oldukça çok... 

Belvedere Sarayı

        Avusturya'ya gidip de edebiyatını unuttu dedirtmem! Benim çok sevdiğim yazar Stefan Zweig da Viyana'dan, belki biliyorsunuzdur. Gitmişken onu da unutmadım. Gezerken içten içe burdan kimler geçti diye düşündüm, kimler ne günler gördü acaba burada. Viyana, bu güzel ve hareketli şehir benim en sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'a neler kattı acaba, nasıl yoğurdu onun hamurunu. Bunları da düşündüm. O incecik ama derin anlatımlı kitaplar o yazarın hayalgücünden, ellerinden çıktı; bu şehir neler kattı acaba o hayalgücüne... O hamurun yoğrulmasına bu şehir ne etki etti bizzat tanıklık etmek isterdim. Fakat belli ki bunlar için fazla gencim, çok daha yaşlı olmam gerekiyordu bunlara tanıklık etmem için. 

        Viyana genel olarak böyleydi. Tavsiye eder miyim? Evet, kesinlikle. En azından şehir merkezini, enerjisini, insanlarını görmenizi isterim. Ben çok beğendim. Belki siz de çok beğenirsiniz. Çok çok beğenmeseniz bile gezdiğinize pişman olmayacağınızı söyleyebilirim. 

















Hiç yorum yok