Dil ve Yürek - Aziz ASLAN

DİL VE YÜREK

Organlarımızdan bazılarının fizyolojik görevlerinin yanında onların yerinde ve düzgün kullanımı ile manevi olarak insanın daha da değerleneceği konusunda fikir birliği vardır. "

"Çatal olur efelerin yüreği, yanık olur anaların yüreği" gibi türkülerimize de konu olmuş birçok deyim hayatımıza girmiştir.

İnsanı dil kıymetlendirir. Dil insanı vezir de eder, rezil de. Hz. Ali'nin dediği gibi; Aklı kıt olan, dilini tutamaz. Mevlanın da dediği gibi; Dili ve sözü bir olmayanın, yüz dili olsa, o yine dilsiz sayılır.

Başarı, yürekli insanların işidir. Kanaat önderleri yürekli insanlardan çıkar. Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir. Hedefleri olan ve nereden geldiğini unutmayanlar sayesinde toplumlar yön ve yol alırlar. Ne mutlu ki çelik yüreklilere.

Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri sürünerek gelmiştir, önemli olan nereye gelmiş olduklarından çok, nereden ve nasıl geldikleridir.

Nereden, nasıl geldiğini bilerek geçmişini unutmayanlar vefa gösterirler. Beyliği alır almaz babasını kesmezler. Yürekli ve vefalı olanlar sa konum ve şartlar değişse de değerinden bir şey kaybetmezler. İşte tam burada özgüven devreye girer. Çünkü korkmazlar. Yürekleri dillerini de yapıcı yapar. Kendilerince senaryo yazıp, takıntılarıyla saldırmazlar. Başkasının ne yaptığı ile değil, kendisinin ne yapacağı ile meşgul olurlar. Bozgunculuk yüreklilik değildir ve dil gevşekliği ile devam eder.

Bu değerlendirmemizden sonra, şu tavsiyeyi paylaşalım;
Dilini Terbiye Etmeden
Önce Yüreğini Terbiye Et;
Çünkü Söz Yürekten Gelir,
Dilden Çıkar...

10.01.2017 Köşe (Azize)-Kocatepe

Hiç yorum yok