Bilinç Açıklanıyor, Daniel Dennett (Alfa Bilim -125)
BİLİNÇ AÇIKLANIYOR
Felsefesi ve Bilimiyle Bilinç
Daniel Dennett
çev: Sibel Kibar
çev: Sibel Kibar
Belki de Descartes’ın meseleyi gayet başarılı bir şekilde hallettiğine karar kıldıkları için, felsefeciler bugün düşünen bir şey olarak kendi varlıklarını kanıtlamak konusunda daha az kafa yoruyorlar. Daha çok, doğa üzerine deneyimimizle ve içerisinde yaşadığımız dünyanın doğasıyla ilgili olarak, ne sonuçlar çıkarılabileceği üzerine düşünüyorlar. Ya, hiçbir şey değil de fıçıdaki bir beyinseniz? Belki de hep fıçıdaki bir beyin oldunuz! Eğer öyleyseniz, içerisinde bulunduğunuz tatsız durumu algılayabilir misiniz? Bilinç Açıklanıyor insan bilincinin tam ölçekte bir açıklamasını sunuyor. Kitap bu alanda bir dönüm noktası. Daniel Dennett geleneksel ve sağduyuya dayalı Kartezyen bilinç modelini reddediyor, buna karşın, sinirbilim, psikoloji ve yapay zeka alanlarından elde edilen zengin bilgiye dayanarak yeni bir model ortaya koyuyor. Bilinçli yaşam üzerine mevcut kuramlarımız, bu kitapta bulunan yeni perspektiflerle dönüşüme uğruyor. Dennett’in vurguladığı gibi, “Yalnızca, bilinçli olayları bilinçdışı olaylar bağlamında açıklamış olan bir kuram, bilinci tam olarak açıklayabilir.”
“Ufuk açıcı yeni fikirlerle dolu…“
— Richard Dawkins
“Bilinç hakkında gündelik düşünceleri yıkarken, Dennett meseleye radikal bir bakış açısı getiriyor. Bilinç Açıklanıyor’un uzun yıllar boyunca okunacağına inanıyorum.”
— Douglas R. Hofstadter
“Çok başarılı bir bilimsel yaklaşım. İnsanlar, hayvanlar ve makinelerle ilgili olağanüstü bilgiler içeriyor.”
— Thomas Nagel
“Bilinç üzerine harika bir meditasyon.”
— Howard Gardner
“Dennett’in açıklaması, tek kelimeyle dahiyane, hem profesyonel hem de genel okuyucuyu hedefleyen bir bilim kitabı, gördüklerim arasında en iyi örnek.“
— George Johnson, New York Times
kitaptan...
kitaptan...
Siz uyurken şeytani bilimcilerin beyninizi bedeninizden ayırdığını ve onu bir fıçının içerisinde, bir yaşam destekleme ünitesine yerleştirdiğini varsayın. Onların, sizin salt fıçıdaki bir beyin olmadığınıza ve normal bir şekilde dünyadaki etkinliklerle meşgul olduğunuza inanmalarını sağladığını düşünün. Bu eski hızar, yani fıçıdaki beyin, pek çok felsefecinin alet çantasında bulunan, çok beğenilen, bir düşünce deneyidir. Bu düşünce deneyi, Descartes’ı (1641) kendi varlığı da dahil olmak üzere her şey hakkında mutlak olarak yanıltan, Descartes’ın kötü cininin günümüzdeki modern versiyonudur. Ama Descartes’ın gözlemlediği gibi, eğer bir kimse var olmuyorsa, böyle sonsuz güçlere sahip kötü bir cin bile, varlığını düşünmek konusunda onu yanıltamazdı: Cogito ergo sum “Düşünüyorum, öyleyse varım”. Felsefeciler bugün düşünen bir şey olarak kendi varlıklarını kanıtlamak konusunda daha az kafa yoruyorlar (belki de Descartes’ın meseleyi gayet başarılı bir şekilde hallettiğine karar kıldıkları için). Daha çok, doğa üzerine deneyimimizle ve içerisinde (görünüşe göre) yaşadığımız dünyanın doğasıyla ilgili olarak, prensipte, ne sonuçlar çıkarılabileceği üzerine düşünüyorlar. Ya, hiçbir şey değil de fıçıdaki bir beyinseniz? Belki de hep fıçıdaki bir beyin oldunuz! Eğer öyleyseniz, içerisinde bulunduğunuz tatsız durumu algılayabilir misiniz (onaylamak şöyle dursun)?
Yalnızca, bilinçli olayları bilinçdışı olaylar bağlamında açıklamış olan bir kuram, bilinci tam olarak açıklayabilirdi. Eğer modelinizde, ağrının nasıl beyin etkinliğinin bir ürünü olduğu hâlâ üzerine “ağrı” etiketi iliştirilmiş bir kutuda duruyorsa, ağrının ne olduğunu açıklamaya henüz başlamamışsınızdır ve bilinç modeliniz, “sonra bir mucize olur” demek zorunda kaldığınız o sihirli ana kadar güzel bir şekilde yoluna devam eder ama siz henüz bilinci açıklamaya başlamamışsınızdır.


YORUM EKLE