FELSEFEYE GİRİŞ Nigel Warburton (3. Baskı)


FELSEFEYE GİRİŞ



FELSEFEYE GİRİŞ

Nigel Warburton

[Felsefenin Kısa Tarihi'nin yazarı]

çev: Mehmet Ata Arslan, Kerem Cankoçak


Daha önce hiç kendinize “felsefe nedir?” diye sorduysanız veya dünyanın sizin düşündüğünüz gibi olup olmadığını merak ettiyseniz, bu kitap tam size göre. Felsefeye Giriş, okuyucunun felsefe dünyasına adım atmasını kolaylaştırmakta. Her bölüm felsefenin kilit alanlarıyla ilgili ve,

·            Tanrı’nın var olduğunu ispatlayabilir misiniz?
·            Doğru ile yanlışı nasıl ayırt ederiz?
·            Her şeyin bir nedeni var mı?
·            Konuşma özgürlüğünün sınırları nedir?
·            Eşitlik nasıl sağlanır?
·            Özgürlük nedir?
·            Bizim dışımızda gerçek bir dünya var mı?
·            Bilimin nasıl çalıştığını biliyor musunuz?
·            Zihniniz bedeninizden farklı mıdır?
·            Sanatı tanımlayabilir misiniz?

türünden sorulara cevap aramaktadır.


“Felsefeye Giriş, fazlasıyla hak ederek, piyasadaki en çok önerilen felsefeye giriş kitabı olmaya devam etmektedir. Warburton sabırlı, hatasız ve hepsinden fazlası oldukça anlaşılır. Bu kitaptan daha iyi bir felsefeye giriş kitabı bulmak nerdeyse imkânsız.”  
–Stephen Law, The Philosophy Gym’in yazarı

“Nigel Warburton bu giriş niteliğindeki kitabında 60 kadar önemli felsefi fikri masaya yatırarak olağanüstü başarılı ve anlaşılır bir biçimde analiz ediyor.”

–Times Higher Education

NIGEL WARBURTON (1962)
Felsefeyi popülerleştiren kitaplarıyla tanınan İngiliz filozof. Bristol Üniversitesinde lisans eğitimini tanımlayan Warburton, Cambridge Darwin College' da doktorasını
yaptı. Bir süre Nottingham Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra 1994-2013 yılları arasında Open University'de çalıştı. Bir dizi çok satan felsefeye giriş kitabı yazdı: Philosophy: The Basics[Felsefeye Giriş], Philosophy: The Classics ve Thinking From A to Z [A'dan Z'ye Düşünmek]. Virtual Philosopher adlı weblog'unda ve Prospect dergisindeki "Philosophy Bites" adlı köşesinde yazılarını yayınlıyor. Warburton’ın Alfa Felsefe dizisinden çıkan kitabı Felsefenin Kısa Tarihi çok satanlar listesindedir.

İçindekiler

Önsöz

Giriş

Felsefe ve Tarihi

Neden Felsefe Çalışmalı?

Felsefe Zor Mudur?

Felsefenin Sınırları

Bu Kitabı Nasıl Kullanmalı

Ek Kaynaklar

İnternet Kaynakları

1 Tanrı

Tasarım Argümanı

Tasarım Argümanının Eleştirisi

İnce Ayar Argümanı

İnce Ayar Argümanının Eleştirisi

İlk Neden Argümanı

İlk Neden Argümanının Eleştirisi

Ontolojik Argüman

Tanrı’nın, Bilgisi, Kanıtı ve Varoluşu

Kötülük Sorunu

Kötülük Sorununun Çözümüne İlişkin Girişimler

Özgür İrade Savunusu

Özgür İrade Savunusunun Eleştirisi

Mucizelerden Gelen Argüman

Hume, Mucizeler Üzerine

Kumarbaz Argümanı: Pascal’ın Bahisi

Kumarbaz Argümanının Eleştirisi

Tanrı’ya İlişkin Realizm Dışından Bakmak

Tanrı’ya İlişkin Realizm Dışı Görüşlerin Eleştirisi

İnanç

Ölüm

Epikuros Eleştirisi

Ölümsüzlük Sıkıcı Mı Olurdu?

Ölümsüzlüğün Sıkıcılığının Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar

2 Doğru ve Yanlış

Görev Temelli Kuramlar

Hıristiyan Etiği

Hıristiyan Etiğinin Eleştirisi

Kantçı Etik

Kantçı Etiğin Eleştirisi

Sonuççuluk

Faydacılık

Faydacılığın Eleştirisi

Negatif Faydacılık

Negatif Faydacılığın Eleştirisi

Kural Faydacılığı

Erdem Kuramı

Erdem Kuramının Eleştirisi
Uygulamalı Etik

Etik ve Meta-Etik

Doğalcılık

Doğalcılığın Eleştirisi

Ahlaki Görecelilik

Ahlaki Göreceliliğin Eleştirisi

Duyguculuk

Duyguculuğun Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar

3 Hayvanlar

Acı Çeken Hayvanlar

Hayvanların Acı Çektiğine İlişkin Görüşün Eleştirisi

Descartes’ın Hayvanların Acısı Bağlamında Eleştirisi

Türcülük

Türcülük Lehine Argümanlar

Türcülük Karşıtlığı

Türcülük Karşıtlığının Eleştirisi

Hayvanların Hakları Var Mıdır?

Hayvan Haklarının Eleştirisi

Hayvanlara Karşı Dolaylı Görevler

Dolaylı Görev Görüşünün Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar


4 Siyaset

Eşitlik

Paranın Eşit Dağıtılması

Paranın Eşit Dağıtılmasının Eleştirisi

İstihdam Edilmede Fırsat Eşitliği

Pozitif Ayrımcılık

Pozitif Ayrımcılığın Eleştirisi

Siyasi Eşitlik: Demokrasi

Doğrudan Demokrasi

Temsili Demokrasi

Demokrasi Eleştirisi

Özgürlük

Negatif Özgürlük

Negatif Özgürlüğün Eleştirisi

Pozitif Özgürlük

Konuşma Özgürlüğü

Mill’in Özgür Konuşma Üzerine Düşüncelerinin Eleştirisi

Özgürlüğü Ortadan Kaldırmak: Ceza

Kısas Olarak Ceza

Kısasçılığın Eleştirisi

Caydırıcılık

Caydırıcılığın Eleştirisi

Toplumun Korunması

Toplumun Korunması Düşüncesinin Eleştirisi

Reform
Reformun Eleştirisi

Sivil İtaatsizlik

Sivil İtaatsizliğin Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar

5 Görünüş ve Gerçeklik

Sağduyu Gerçekçiliği

Duyu Verileri Üzerine Şüphecilik

Yanılsama Argümanı

Yanılsama Argümanının Eleştirisi

Rüya Görüyor Olabilir Miyim?

Halüsinasyon

Hafıza ve Mantık

Düşünüyorum Öyleyse Ben’im

Cogito Eleştirisi

Temsilci Gerçekçilik

Temsilci Gerçekçiliğin Eleştirisi

İdealizm

İdealizm Eleştirisi

Fenomenalizm

Nedensel Realizm

Nedensel Realizmin Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar


6 Bilim

Yalın Bilimsel Yöntem Görüşü

Yalın Görüşün Eleştirisi

Tümevarım Sorunu

Tümevarım Sorununu Çözme Girişimleri

Yanlışlamacılık: Kestirim ve Çürütme

Yanlışlamacılığın Eleştirisi

Bilimcilik

Bilimciliğin Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar


7 Zihin

Zihin Felsefesi ve Psikoloji

Zihin-Beden Sorunu

Zombiler

Dualizm

Dualizmin Eleştirisi

Etkileşimsiz Dualizm

Fizikalizm

Tip Özdeşliği Kuramı

Tip Özdeşliği Kuramının Eleştirisi

Örnek Özdeşliği Kuramı

Örnek Özdeşliği Kuramının Eleştirisi

Davranışçılık

İşlevselcilik

İşlevselciliğin Eleştirisi

Öteki Zihinler

Analoji Esaslı Argümanlar

Analoji Esaslı Argümanların Eleştirisi

Sonuç

Ek Kaynaklar


8 Sanat

Sanat Tanımlanabilir Mi?

Aile Benzerliği Görüşü

Aile Benzerliği Görüşünün Eleştirisi

Anlamlı Form Kuramı

Anlamlı Form Kuramının Eleştirisi

İdealist Kuram

İdealist Kuramın Eleştirisi

Kurumsal Kuram

Kurumsal Kuramın Eleştirisi

Sanat ve Evrim

Evrimsel Sanat Kuramının Eleştirisi

Sanat Eleştirisi

Yönelimcilik Karşıtlığı

Yönelimcilik Karşıtlığının Eleştirisi

Performans, Yorum, Özgünlük

Performans Olarak Tarihsel Özgünlük

Performans Olarak Tarihsel Özgünlüğün Eleştirisi

Sahte eserler ve Sanatsal Değer

Sonuç

Ek Okumalar

                                               GİRİŞ

Felsefe nedir? Bu, oldukça meşhur ve yanıtlaması da bir o kadar zor bir sorudur.  Bu soruya verilebilecek en kolay yanıtlardan biri, felsefenin felsefecilerin yaptığı şey olduğunu söylemek ve ardından Platon, Aristoteles, Descartes, Hume, Kant, Russell, Wittgenstein, Sartre ve de diğer meşhur filozofların metinlerine işaret etmektir. Gelgelelim bu yanıt, henüz bu düşünürlerden birini okumamış ve felsefeyle temas kurmaya yeni başlamış biri için çok da kullanışlı değildir. Nitekim onları okumuş olsanız bile, bu düşünürlerin nerelerde ortaklaştığını görebilmek yine de zor olabilir; şüphesiz hepsinin paylaştığı böyle bir anlamlı ortaklaşmadan bahsedilebilirse eğer. Bu soruya cevap oluşturmak üzere oluşturulan bir başka yaklaşım ise, felsefenin Grekçedeki sözcük karşılığı olan “bilgelik sevgisi”nden türediğine işaret etmektir. Ancak bu, felsefenin filozofların yaptığı şey olduğunu söylemeye kıyasla hem daha muğlak hem de daha az yardımcıdır. Dolayısıyla felsefenin ne olduğuna ilişkin daha genel yorumlara ihtiyaç vardır.
    Felsefe bir etkinliktir: o, belirli türden sorular üzerine bir düşünme biçimidir.
Onun en ayırt edici özelliği mantıksal argümanlar kullanıyor olmasıdır. Filozoflar genelde argümanlarla iş yaparlar: ya onları icat ederler ya başkalarının icat ettiklerini eleştirirler ya da her ikisini birden yaparlar. Bunun yanı sıra onlar, kavramları inceler ve açıklarlar. “Felsefe” sözcüğü, birinin hayata ilişkin genel bakış açısını anlatmak ya da gizemciliğin bazı biçimlerine gönderimde bulunmak üzere, çoğunlukla bundan çok daha geniş anlamda kullanılır. Benim sözcüğü burada kullanmam ise söz konusu geniş anlamıyla olmayacak: Amacım, Antik Yunanlarla başlayan ve yirminci yüzyılda ağırlıklı olarak Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelenda’da gelişen düşünce geleneğinde kilit nitelikteki tartışma alanlarını aydınlatmak olacak. Bu gelenek, içinde bulunduğumuz yüzyılda da iyi bir şekilde devam etmeye hazır görünmekte.
    Bu geleneğin içinde çalışan filozoflar ne türden şeyleri tartışırlar? Genellikle, çoğumuzun neredeyse her zaman sorgulamadan kabul ettiği inançları incelerler. Onlar, günlük dilde “hayatın anlamıyla” ilgili sorulara kafa yorarlar: din, doğru ile yanlış, siyaset, gerçekliğin doğası, zihin, bilim, sanat ve sayısız başka konu hakkında sorular. Örneğin pek çok insan, öldürmek yanlıştır gibi temel inançlarını sorgulamadan yaşamaya devam eder. Ama öldürmek neden yanlıştır? Hangi gerekçelendirme bize, öldürmenin yanlış olduğunu söyler? Öldürmek her koşulda yanlış mıdır? O halde nefsi müdafaaya ne demeli? Ya da hayvanları acı çektirmeden öldürmeye? Ayrıca, “yanlış” demekle ne kastediyorum? Bunlar felsefi sorulardır. İnançlarımızın çoğu sorgulandığında sağlam temellere sahip olduğu görülür ama bazı inançlar için bunun tam aksi geçerlidir. Felsefeyle uğraşmak, yalnızca ön yargılarımız üzerine daha berrak düşünmeye değil, aynı zamanda tam olarak neye inandığımızı açıklığa kavuşturmaya da yardımcıdır. Zamanla meseleleri geniş bir pencereden tutarlı bir biçimde tartışma kabiliyetini geliştirir; aktarılabilir, kullanışlı bir meziyet.

FELSEFE VE TARİHİ

Sokrates’in zamanından beri tarih birçok büyük filozofa tanıklık etti. Bunların bir kısmını açılış paragrafında dile getirmiştim. Bir felsefeye giriş kitabı meseleye tarihsel yaklaşıp, söz konusu filozofları kronolojik olarak sıralayarak felsefeye yaptıkları katkıları inceleyebilir. Fakat bu kitapta ben, bunun yerine, konu-temelli yaklaşımı kullanacağım: tarihe yönelmekten ziyade belirli felsefi sorulara odaklanan bir yaklaşım. Felsefe tarihi kendi içinde etkileyici ve önemli bir alandır; ayrıca felsefe klasiklerinin birçoğu aynı zamanda muazzam edebiyat çalışmalarıdır: Platon’un Sokratik diyalogları, René Descartes’ın Meditasyonlar’ı, David Hume’un İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma’sı ve Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü gibi örneklerden de anlaşılacağı üzere, bu gibi eserlerin tümü, hangi standarda göre olursa olsun, ilgi uyandırıcıdır. Felsefe tarihi üzerine çalışmak büyük bir öneme sahip olmakla birlikte, benim buradaki hedefim sizlere yalın biçimde felsefi sorunlar üzerine bazı filozofların ne düşündüğünü açıklamaktan ziyade, bu sorunlar üzerine kendi başınıza düşünmenizin araç gereçlerini size vermektir. Zira bu sorunlar yalnızca filozofları ilgilendirmez: bu sorular, insan olmanın doğal sonucu olarak belirirler ve daha önce hiçbir felsefe kitabı açmamış biri de onlar üzerine kendiliğinden düşünür.
     Herhangi ciddi felsefe çalışması tarihsel ve konu-temelli çalışmanın bileşimini içerir; çünkü daha önceki filozofların argümanlarını ve hatalarını bilmemek, konuya ilişkin temelli bir katkı yapabilme umudunun ortadan kalkması demektir. Tarihin bilgisi olmadan filozoflar asla ilerleyemezlerdi: daha önce yapıldığının farkında olmadan, aynı hataları yapıp dururlardı. Buna ek olarak, birçok filozof kendi kuramını kendinden öncekilerin çalışmalarındaki yanlışları görerek geliştirir. Ancak bunun gibi kısa kitaplarda her bir özgün düşünürün  çetrefilli çalışmalarının hakkını vermek imkânsızdır. Her bir bölümün ardından belirtilen Ek Kaynaklar, burada tartışılan sorunlara daha geniş, tarihsel bir çerçeveden bakmaya yardımcı olacaktır.


NEDEN FELSEFE ÇALIŞMALI?

Filozofların yapıp durdukları şey kılı kırk yaran biçimde oturup sözcüklerin anlamları üzerine tartışmak olduğu için, zaman zaman felsefe çalışmanın tamamıyla anlamsız olduğu söylenir. Filozoflar herhangi bir sonuca ulaşır görünmezler ve topluma da nerdeyse hiçbir katkıları yoktur. Tartıştıkları sorunlar hâlâ, Antik Yunanların ilgilendikleriyle aynıdır. Felsefe, öyle görünmekte ki, hiçbir şeyi değiştirmez ve her şeyi olduğu gibi bırakır.
    O halde felsefe çalışmanın ne kıymeti vardır? Hatta hayatımızın temel kabullerini sorgulamak tehlikeli bile olabilir: sonunda, fazla sorgulamak sonucunda felç olmuşçasına, herhangi bir şey yapma gücünü yitirmiş hissedebiliriz. Elbette bir filozofun karikatürü, Oxford ya da Cambridge’in salonundaki rahat bir koltukta çok soyut düşüncelerle başa çıkmak konusunda başarılı, ama pratik sorunların üstesinden gelmekte bir o kadar başarısız birinin tasviridir: Öyle biri ki bu, Hegel felsefesinin en zorlu pasajını açıklayabilir, ancak bir yumurtayı pişirmeyi bile beceremez.


SORUŞTURULMUŞ HAYAT

Felsefeyle meşgul olmak için önemli nedenlerden biri, onun varoluşumuzun anlamı hakkında temel sorularla ilgileniyor olmasıdır. Çoğumuz hayatımızın belirli bir anında kendimize felsefenin temel sorularını yöneltiriz. Neden buradayız? Tanrı’nın var olduğunu gösteren herhangi bir kanıt var mı? Hayatımızın belirli bir amacı var mı? Bir şeyi doğru ya da yanlış yapan nedir? Yasayı çiğnediğimizde haklı olmamız mümkün müdür? Hayatlarımız sadece birer rüya olabilir mi? Zihin, bedenden farklı mıdır ya da yalnızca fiziksel varlıklar mıyız? Bilim nasıl ilerler? Hayvanlar haklara sahip midir? Sanat nedir? Ve benzeri sorular.
    Felsefe çalışan birçok insan, her birimizin bu tür soruları soruşturmasının önemli olduğuna inanır.  Hatta bazıları, soruşturulmamış bir yaşantının yaşamaya değer olmadığını iddia eder. Temelinde duran ilkelerin soruşturulmadığı tekdüze bir varoluşu sürdürmek, daha önce hiç bakımdan geçmemiş bir arabayı kullanmaya benzeyebilir. Arabanızın şimdiye kadar hiç aksamamış olması sebebiyle frenlerine, direksiyonuna ve motoruna güvenmekte haklı olabilirsiniz, ancak buna güvenmekte tamamıyla haksız da olabilirsiniz; fren pedalları hatalı olabilir ve en çok ihtiyacınız olan anda arızalanabilir. Buna benzer olarak yaşamınızın temelini oluşturan ilkeler bütünüyle güvenilir olabilir, fakat bu ilkeleri soruşturana dek bundan emin olamazsınız.
     Bununla birlikte, hayatınızın temelini oluşturan kabullerin güvenilirliğinden gerçek anlamda şüphe etmiyor olsanız dahi, düşünce gücünüzü işletmeyerek yaşamınızı yoksullaştırıyor olabilirsiniz. Birçok insan bu temel soruları sormayı ya çok fazla uğraş isteyen ya da kendilerine sormaktan çekinecek kadar rahatsız edici bulur: onlar, mutlu ve ön yargılarıyla rahat olabilirler. Fakat bunun dışındaki insanlar, zorlu felsefi sorulara cevap aramak konusunda güçlü bir arzuya sahiptirler.

DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK

Felsefeyle meşgul olmak için bir başka neden de, onun birçok farklı tarzda meseleler hakkında daha açık düşünme yolunu iyi bir biçimde sağlıyor olmasıdır. Felsefi düşünme yöntemleri, içinde bulunulan çeşitli durumlarda kullanışlı olabilir. Bir bakış açısının lehine ve aleyhine olan argümanları incelemek ve de bunun akabinde bir sonuca varmak, yaşamın diğer alanlarına uygulanabilir beceriler açığa çıkarır. Felsefeyle uğraşan birçok kişi felsefi becerilerini; hukuk, bilgisayar programcılığı, yönetim danışmanlığı, kamu görevi ve gazetecilik gibi farklı mesleklere uygulayabilir; düşüncenin açıklığının önemli bir kazanç olduğu tüm alanlar için de bu geçerlidir. Bunun yanı sıra filozoflar, insan varoluşunun doğasına ilişkin edindikleri kavrayışları sanat için de kullanırlar: bazı filozoflar; roman yazarı, eleştirmen, şair, film-yapımcısı ve oyun yazarı olarak da başarıyı yakalamışlardır.

HAZ

Felsefe çalışmak için bir başka gerekçelendirme de, onun, birçokları için oldukça keyifli bir etkinlik olabilmesidir. Felsefenin böyle bir savunusu için söylenmesi gereken bazı şeyler vardır. Bunun tehlikesi, felsefe etkinliğini çapraz bulmaca çözmekle eşdeğer bir duruma indirgendiği bir gerekçelendirme olarak anlaşılabilir olmasıdır. Zaman zaman bazı filozofların konuya yaklaşımı şuna benzer: bazı uzman filozoflar, bir son noktaymışçasına muğlak mantıksal bulmacaları çözmek ve bunları yalnızca belirli kesime hitap eden dergilerde yayımlatmak saplantı haline gelir. Bir diğer uç durumda da, üniversitelerde çalışan bazı filozoflar kendilerini “iş”in bir parçası olarak görür ve genelde sıradan olan çalışmalarını “yükselmek” ve (basılı yayımların niceliğinin terfi almak adına belirleyici bir faktör olduğu durumda) terfi alabilmek adına yayımlarlar. Hazzı, isimlerini kâğıt üzerinde görmekten, gelirlerindeki artıştan ve terfiiyle birlikte gelen prestijden deneyimlerler. Neyse ki felsefe, bundan daha üst bir perdeden yükselir.


FELSEFE ZOR MUDUR?

Felsefe genellikle zor bir alan olarak tanımlanır. Onunla ilgili, bazılarından sakınılabilir  olmakla birlikte, türlü türlü zorluklar mevcuttur.
    Kuşkusuz, uzman filozofların uğraştığı birçok sorunun oldukça yüksek bir mertebede soyut düşünceyi gerektirdiği bir gerçektir. Gelgelelim, neredeyse tüm entelektüel uğraşlar için de aynısı geçerlidir: Bu anlamda bakıldığında felsefenin; fizik, edebiyat eleştirisi, bilgisayar programlama, jeoloji, matematik ya da tarihten hiçbir farkı yoktur. Bunlar ve diğer çalışma alanlarında olduğu gibi konuya esaslı bir katkı yapmanın zorluğu, sıradan insanların bilgisinin bu disiplinlerde ilerleme kaydedebileceğinin ya da onların bu disiplinlerin temel yöntemlerini öğrenmelerine mani olabileceği yönünde bir gerekçe olarak görülmemelidir.
    Bunun yanı sıra, felsefenin, bertaraf edilebilir ikinci türden bir zorluğu daha vardır. Filozoflar her zaman iyi yazarlar değildirler. Birçoğu fikirlerini açık bir biçimde aktarabilme kabiliyetinden oldukça yoksundur. Bunun sebebi; bazen, filozofların, yalnızca küçük bir kesim olan uzman okuyucular tarafından anlaşılmayı hedefliyor olmasından; bazen de buna aşina olmayan insanların yalnızca kafasını karıştıran, gereksiz denilebilecek kadar karmaşık bir dil kullanmalarından kaynaklıdır. Özel terimler, filozofların belirli kavramları her seferinde yeniden açıklama ihtiyacını ortadan kaldırmak konusunda yardımcı olabilir.  Ancak,  uzman filozoflar arasında söz konusu özel terimleri kendileri için kullanma eğilimi vardır; birçoğu mükemmelen iyi İngilizce karşılığı olmasına rağmen Latince tabirler kullanır. Alışılmadık sözcüklerle bezenmiş bir paragraf ve alışılagelmiş sözcüklerin alışılmadık bir biçimde kullanılması göz korkutucu olabilir. Öyle görünmekte ki bazı filozoflar kendi icat ettikleri bir dilde konuşur ve yazarlar. Bu durum, felsefenin gerçekte olduğundan çok daha zor bir mecra olarak görünmesine sebep olabilir.  Nitekim böyle bir dil, ikinci sınıf filozofların ardına gizlendiği bir perde de olabilir.
    Bu kitapta gereksiz bir mesleki dil kullanmaktan sakındığım gibi, ilerledikçe karşınıza çıkacak olan tüm özel terimleri de açıkladım. Bu yaklaşım her bölümün sonunda önerilen bazı daha zor felsefi metinlerin anlaşılması için ihtiyaç duyulan temel felsefi sözcük dağarcığını size verecektir.


FELSEFENİN SINIRLARI

Bazı felsefe öğrencileri felsefeye ilişkin pek de mantıklı olmayan yüksek beklentilere sahiptirler. Onların felsefeden beklediği şey, onun insana ilişkin bütünlüklü ve detaylı bir resim çizmesidir. Onlar; felsefenin, hayatın anlamı üzerindeki örtüyü kaldıracağını ve karmaşık varoluşlarımızın her bir yönünü açıklayacağını düşünürler. Ancak felsefeyle meşgul olmak, her ne kadar hayatımıza ilişkin temel soruları aydınlatabilse de, böyle bir şeyden söz etmek mümkünse eğer, bize hayatın bütünlüklü bir resmini veremez. Felsefeyle uğraşmak; sanat, edebiyat, tarih, psikoloji, antropoloji, sosyoloji, siyaset ve bilimle uğraşmaya bir alternatif değildir. Bu birbirinden farklı alanların her biri, insan yaşamının ayrı ayrı yönlerini kuşatır ve her biri farklı türden kavrayışlar sağlar. Herhangi bir kimsenin yaşamındaki bazı görünümler felsefi ve belki de başka türden analize de meydan okur. Dolayısıyla felsefeden çok da fazla şey beklememek önemlidir.


BU KİTABI NASIL KULLANMALI

Felsefenin bir etkinlik olduğunu daha önceden vurgulamıştım. Bu yüzden bu kitap edilgin bir şekilde okunmamalıdır. Burada kullanılan argümanları ezberlemek şüphesiz mümkündür; fakat bunu yapmak filozofların birçoğunun temel argümanlarının sağlam bir bilgisini sağlayabilse de, felsefe yapmanın kendisini vermeyecektir. İdeal bir okur bu kitaba; eleştirel, sık sık argümanları sorgulayan ve karşı-argümanları düşünür nitelikte bir okuma gerçekleştirecektir. Bu kitapta yapmaya çalıştığım, düşünceye bir alternatif sunmak değil, onu harekete geçirici uyarıyı sağlamaktır. Eğer eleştirel bir okuma yaparsanız, şüphesiz uzlaşmadığınız birçok yer bulacak ve ilerledikçe kendi inançlarınızı açıklığa kavuşturmuş olacaksınız.
    Her ne kadar tüm bölümleri daha önce hiç felsefeyle uğraşmamış birinin anlayacağı şekilde yazmaya çaba göstermiş olsam da, yine de bazı bölümler diğerlerine göre daha zor olacaktır. Çoğu insan Tanrı’nın var olup, var olmadığı sorusu üzerine, bu iki uçtan birinde yer alarak düşünmüştür; dolayısıyla Tanrı’yla ilgili bölümü takip etmesi görece daha kolaydır. Diğer taraftan, filozof olmayan çok az kişi, Gerçeklik ve Zihin Bölümleri ile Doğru ve Yanlış Bölümünün daha soyut kısımlarında işaret edilen bazı konulara ilişkin detaylı düşüncelere sahiptir. Bu bölümleri, özellikle de Zihin Bölümünü, okuması biraz daha fazla zaman alabilir. Benim önerim; bölüm bölüm ilerleyip, farklı argümanların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu anlamadan, detayların içine gömüldüğünüz bir ağır okuma yapmak yerine, bölümlere şöyle bir göz attıktan sonra  ilginç bulduğunuz belirli yerlere geri dönmeniz.
    Bu kitabın içerebileceği fakat içermediği bir konu da var; o da besbelli Mantıktır. Bu konuyu dışarıda bıraktım, çünkü bu uzunlukta ve tarzdaki bir kitapta tatmin edici bir biçimde işlenemeyecek kadar teknik bir konu.
    Öğrenciler bu kitabı, derslerde öğrendiklerini pekiştirmek ve makale yazmak konusunda yardımcı bulabilirler: Her bir konuya temel felsefi yaklaşımların bir özetini, onların bir dizi eleştirisiyle birlikte veriyorum. Buradan da kolaylıkla makale konusu belirlemek için yararlanılabilir.


EK KAYNAKLAR

Bu kitabı tamamlayıcı makale ve alıntılar, Philosophy: Basic Readings (2. baskı Londra: Routledge, 2004). Philosophy: Basic Reading elinizde tuttuğunuz kitapla aynı yapıya sahiptir. Western Philosophy: An Anthology, (ed. John Cottingham Oxford: Blackwell, 1996) daha çok tarihsel bir odağa sahip okumalar seçkisidir. Thomas Nagel’in What Does It All Mean?  (Oxford: Oxford Üniversitesi Yayınları, 1987) [Her Şey Ne Anlama Geliyor, çev: Hakan Gündoğdu, Paradigma Yay., 2004] adlı eseri iyi bir felsefeye giriş kitabıdır. Stephen Law’un The Philosophy Gym: 25 Short Adventures in Thinking (Londra: Review, 2003) adlı eseri konuya ilişkin daha geleneksel yaklaşımların yanı sıra diyaloglar ve hikâyelerin kullanıldığı canlı ve de ilginç bir giriş sunmakta. Stephen Law’un her ne kadar gençler için yazmış olsa da kaleme aldığı iki kitap oldukça iyidir: The Philosophy Files (Londra: Orion, 2002; Amerika’da Philosophy Rocks adıyla yayımlandı) [Felsefe Dosyaları, çev: Nüket Kantürk, Popcore Yay., 2007] ve The Outer Limits (Londra: Orion, 2003). Simon Blackburn’ün Think (Oxford: Oxford Üniversitesi Yayınları, 2001) adlı kitabı bazı bölümleri daha zorlayıcı olsa da, okunması gereken bir eserdir. Bryan Magee’nin The Great Philosophers(Oxford: Oxford Üniversitesi Yayınları, 1987) [Büyük Filozoflar, çev: Ahmet Cevizci, Paradigma Yay., 2001] adlı eseri felsefe tarihine iyi bir giriş kitabıdır. Kitap, günümüz filozoflarının büyük filozoflar üzerine konuşmalarından oluşmaktadır ve aynı adı taşıyan BBC’de yayınlanan televizyon serisinden ortaya çıkmıştır. Benim bir diğer kitabım Philosophy: The Classics (3. basım, Abingdon: Routledge, 2006) Platon’un Devlet’inden Rawls’un Adalet Kuramı’na kadar 27 farklı filozofun temel eserlerini konu almaktadır. Edward Craig’in Philosophy: A Very Short Introduction (Oxford: Oxford Üniversitesi Yayınları, 2002) adlı kitabı da bazı klasik eserleri konu edinir.
    A Dictionary of Philosophy (ed. Antony Flew, Londra: Pan, 1979) adlı kitabı tıpkı A. R. Lacey’in A Dictionary of Philosophy (Londra: Routledge, 1976) adlı eseri gibi başvurulabilecek kullanışlı bir kitaptır. The Blackwell Companion to Philosophy, (ed. Nicholas Bunnin ve E. P. Tsui-James, Oxford: Blackwell, 1996) felsefenin merkezi alanlarına bir giriş sağlar ve önemli düşünürlerin seçkisini verir. İyi bir kütüphaneye erişim olanağınız varsa The Routledge Encyclopedia of Philosophy (ed. Edward Craig, Londra: Routledge, 1998) kesinlikle başvurulmaya değer bir kitaptır. Bu kitap, detaylı ve güncel girdilerin olduğu, felsefedeki tüm merkezi konuları içerir. 
    Editörlüğünü Stephen Law’un üstlendiği Royal Institute of Philosophy’nin dergisi Think, yılda üç kez yayımlanmaktadır. İlgi çekici ve geniş bir yelpazeden makaleler içeren bu dergiyle ilgili daha detaylı bilgiye www.royalinstitutephilosophy.org/thinkadresinden ulaşabilirsiniz. The Philosophers’ Magazine felsefeyle ilgilenenler için bir diğer önemli yayımdır. Daha ayrıntılı bilgilere www.philosophers.co.ukadresinden ulaşılabilir. Filozofların argümanları kullanma yöntemleriyle ilgilenenler için Thinking from A to Z(3. basım, Londra: Routledge, 2007) [A'dan Z'ye Düşünmek, çev: Sevda Çalışkan, Dost Kitabevi, 2006]  adlı kitabım da dahil olmak üzere bu konuya ilişkin, Anthony Weston’un A Rulebook for Arguments (2. basım, Indianapolis, Ind.: Hackett, 2001), Anne Thomson’ın Critical Reasoning (2. basım, Londra: Routledge, 2001) ve Alec Fisher’ın Critical Thinking: An Introduction (Cambridge: Cambridge Üniversitesi Yayınları, 2001) gibi çok sayıda kitap vardır. Michael Clark’ın Paradoxes from A to Z (Londra: Routledge, 2002) adlı kitabı da oldukça iyidir. Bir diğer kitabım Philosophy: The Essential Study Guide (Londra: Routledge, 2004) felsefede temel çalışma becerilerini konu edinir.
    Açık bir dille yazmak ve bunun neden önemli olduğuna ilişkin bir okuma için The Penguin Essays of George Orwell (Londra: Penguin, 1990) adlı kitapta yer alan George Orwell’in “Politics and the English Language” adlı denemesi  oldukça iyidir. Buna konuyla ilgili daha pratik öneriler için Ernest Gowers’in The Complete Plain Words (Londra: Penguin, 1962) ve Diané Collinson, Gillian Kirkup, Robin Kyd ve Lynne Slocombe’nin Plain English (2. basım, Milton Keynes: Open Üniversitesi Yayınları, 1992) kitaplarına bakınız. The Basic of Essay Writing (Abingdon: Routledge, 2006) adlı kitabım ise beşeri bilimlerdeki yazılara ilişkin genel bir giriş sunmaktadır.


İNTERNET KAYNAKLARI

Halihazırda,  video, ses ve görüntüleri de içeren sayısız pek çok mükemmel çevrimiçi felsefe kaynağı var. www.philosophythebasics.comsayfasında bu içeriklerin bir dizisinin erişim adreslerini verdim. Ayrıca ilgi çekici felsefi çevrimiçi malzemeler için beni www.twitter.com/phliosophybitesadresinden Twitter’da takip edebilirsiniz.

Hiç yorum yok