Her Şeyin Nedeni, John Gribbin (Alfa Bilim 91)





Her Şeyin Nedeni
Dünya’daki Yaşamın Mucizesi


John Gribbin
çev: Şule Çivi




Bilimin neden sorusuyla değil nasıl sorusuyla ilgilendiği artık arkaik bir görüş. Günümüzde bilim her şeyin nedenini araştırıyor. Neden yaşam var? Neden Dünya bu şekilde? Neden zekiyiz? Neden uzayda başka zeki canlılara rastlamadık? Bu ve benzeri binlerce neden sorusu artık bilimin ilgi odağında. Sorulara cevap buldukça yeni sorular geliyor elbette. Ama Gribbin’in bu kitabı günümüz biliminin sınırlarını gösteriyor. Bu kitapta yanıtları verilen ve verilemeyen en temel soruları bulabilirsiniz.
 Her Şeyin Nedeni, Dünya’nın Evrendeki yerini sorguluyor. Milyarlarcasının içinde tek bir gezegen fark yaratabilir mi? Gribbin bunun mümkün olabileceğini savunuyor.  Örneğin Dünya’daki yaşamı etkileyen en önemli olaylardan biri 600 milyon yıl önce Venüs’e bir “süper kuyruklu yıldız” çarpması. Gribbin bunun gibi örneklerle, Dünya’daki zeki yaşamı etkileyen kozmik olayları inceliyor.

“Yüzün üzerinde popüler bilim kitabının yazarı Gribbin, Her Şeyin Nedeni’nde okurlarına kapsamlı ve lirik bir inceleme sunuyor.”
–Lewis Dartnell Times Higher Education


“Kopernik’ten bu yana Evrenin merkezi olmadığımızı biliyoruz… Gribbin yaşamın da sıradan bir doğa olayı olduğunu gösteriyor”
–Science

“Uzay ve zamana yayılan olağanüstü bir öykü…bu kitap peş peşe gelen kozmik olayların Dünya’yı nsaıl yaşam için uygun bir gezegen haline getirdiğini anlatıyor.”
–Science Focus


JOHN GRIBBIN

Tam zamanlı bir bilim yazarı olmadan önce Cambridge Üniversitesinde astrofizik bölümünde eğitim gördü. Doktorasını Cambridge Astronomi Enstitüsünden aldı. Nature ve New Scientist için çalışmalar yapan Gribbin The Times, The Guardian ve The Independent’a bilim dalında yazdığı makalelerle katkıda bulundu. Ayrıca BBC için de pek çok bilim dizisi hazırladı ve popüler bilim çalışmaları nedeniyle İngiltere ve Amerika’da birçok ödül aldı. Halen Sussex Üniversitesinde Astronomi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Yayımlanan pek çok kitabı arasından şunlar sıralanabilir: In Search of Schrödinger’s Cat [Schrödinger’in Kedisinin Peşinde, Metis Yayınları], Stephen Hawking: A Life in Science (Michael White’la birlikte) [Stephen Hawking: Bilim Dünyasında Bir Hayat, İnkılâp Kitapevi], In Search of Multiverse [Çoklu Evrenler, Alfa Bilim], The Firt Chimpanzee [İlk Şempanze, Alfa Bilim], Deep Simplicity [Derin Basitlik, Alfa Bilim], Schrödinger and Quantum Revolution [Schrödinger ve Kuantum Devrimi, Alfa Bilim], Science: A History [Bilim Tarihi, Alfa Bilim]. 2000 yılında Royal Society Literatür üyesi olarak seçilen John Gribbin ayrıca Innervisions (İçgörü) dahil olmak üzere pek çok bilimkurgu eserinin de yazarıdır. Doğu Sussex’te yaşayan Gribbin evli ve iki çocuk babasıdır.


İçindekiler
                                                                                                       
Önsöz: Tek Zeki Gezegen                                                                       

Giriş: Trilyonda Bir                                                        
Samanyolu boyunca; Sıcak jüpiterler; Gezegen bolluğu; Tozlu başlangıçlar; Kozmik kimya; Gaia yaşamı; Diğer Gaiaları arayış 

I. İki Paradoks ve Bir Denklem                                           
Kozmik piyango ve Drake denklemi; Denetim  paradoksu ve Kopernik ilkesi; Panspermia ve Fermi paradoksu; Yanıt arayışı

2. Samanyolu’ndaki Yerimiz Hakkında Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir?  
Galaksilerin oluşumu; Metallerin oluşumu; Samanyolu’nda metallerin karışımı; Samanyolu’ndaki yerimiz; Galaktik Yaşanabilir Bölge; Yıkıcı kuyrukluyıldızlar

3. Güneş Hakkında Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir?                                   
Dar yaşam bölgesi; Güneş ortalama bir yıldız değildir; Ortakları sarsmak; Geçmişten gelen patlamalar; Güneş metalliğinin gizemi; Güneş ölene kadar; Kıyamet Gününü ertelemek  

4. Güneş Sistemi Hakkında Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir?
Ele almak için fazla sıcak; Güneş Sisteminin coğrafyası; Gezegenlerin oluşumu; Güneş Sisteminin oluşumu; Dünya'nın oluşumu; Özel olan   

5. Dünya Hakkında Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir? 
Gökyüzündeki bir elmas gibi; Gezegen yapbozu; Kıtaların yaratımı; Bir kuvvet alanı; Venüs ve Mars; Bir gezegen sabitleyicisi; Levha tektoniği ve yaşam

6. Kambriyen Patlaması Hakkında Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir?
I. Durumsallık ve Yakınsaklık
Kambriyen Patlaması; Burgess Şeyli; Durumsallık; Yakınsaklık; Üçüncü yol

7. Kambriyen Patlaması Hakkında Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir?
II. Sıcak Sera Venüs / Kartopu Dünya
Derin donmanın ardından; Dengeleri değiştirmek; Dışarıdan mı içeriden mi?; Arketipik çarpışma; Kozmik bulutlar ve kuyrukluyıldız tozu; Elmas tozu ve bir tanrıçanın yüzünü gerdirme

8. Bizim Hakkımızda Bu Kadar Özel Olan Şey Nedir?
Şans, zorunluluk ve ondalık sistem; Moleküler saat; Değişimin tetikleyicisi; İnsan evriminin hız düzenleyicisi; Teknolojik medeniyetin kaderi; Dünya'nın kaderi; İkinci bir şans yok.

Önsöz
Tek Zeki Gezegen


Varlığımızı bir “süper kuyrukluyıldız”ın 600 milyon yıl önce Venüs'le çarpışmasına mı borçluyuz? On yıl önce bu fikir belki de gülünç bulunuyordu. Fakat şimdi biliyoruz ki Güneş Sisteminin dış sınırlarındaki yörüngelerde Plüton büyüklüğünde donmuş nesneler bulunuyor. Biliyoruz ki Ay, Dünya'nın Mars büyüklüğünde bir nesneyle çarpışmasıyla oluştu. Kaos Kuramı bize Güneş'in etrafındaki hiçbir yörüngenin kararlı olmadığını söylüyor. En önemlisi de, bizim var olmamızı sağlayan yaşamın Dünya üzerindeki başlangıcından hemen önce, hem Venüs hem de Dünya'nın başına aynı anda yıkıcı bir felaket geldi. Rastlantı mı? Belki. Ama eğer öyleyse bu, Dünya üzerinde zeki yaşamı doğuran bir rastlantılar zincirinin en önemli halkası. Ve bu zincirin öyle zayıf halkaları var ki, evrende yıldızların ve gezegenlerin yaygınlığına rağmen bizim zeki bir tür olarak eşsiz olduğumuz anlamına gelebilir. 

Samanyolu galaksimizde birkaç yüz milyar yıldız bulunuyor. İhtiyatlı bir tahminle bunların birkaç milyarı, yaşama olanak sağlayabilecek gezegenlerle çevrelenmiş durumda. Galakside Dünya üzerindeki insanların sayısından daha fazla yaşanabilir gezegen olabilir. Ancak “yaşanabilir” olması, “yaşanılıyor” olduğu anlamına gelmez. Bu kitabın savı zeki yaşamın yalnızca Dünya üzerinde var olduğudur. Bunun sebebi ise 600 milyon yıl kadar önce hem Venüs'ü hem de Dünya'yı etkileyen bir dizi kozmik olayla bağlantılıdır. Ancak bu hikâyenin yalnızca bir kısmı, Dünya'nın neden özel ve muhtemelen de eşsiz olduğuna dair astronomik ve jeofizik nedenlerden yalnızca birisidir.

Kopernik'ten bu yana bilimin ilerleyişi, insanoğlunu evrenin merkezinde konumlandıran görüşü istikrarlı bir şekilde değiştirmiştir. Yirminci yüzyılın sonunda mevcut inanış, hiçbir olağanüstülüğü olmayan bir galaksinin arka bahçesindeki sıradan bir yıldızın yörüngesinde bulunan sıradan bir gezegende yaşayan sıradan bir hayvan türü olduğumuzdu. Ancak, dünyanın ve insanlığın evrenin önemsiz bir parçası olduğu imgesi belki de hatalıdır. Elinizdeki kitap bu fikre meydan okuyor ve insanlığın her şeye rağmen özel olduğunu –galaksinin hiçbir yerinde ve muhtemelen bütün evrende şimdiye kadar ortaya çıkmamış bir dizi olağanüstü koşulun ürünü olduğunu– savunuyor. “Goldilocks Etkisi” adıyla bilinen bir görüş, evrenimizin bütünüyle ilgili tuhaf bir şey olduğunu söyler. Ancak bu tür yorumların benim tezimde yeri yok; evren sıradan olsa da olmasa da yaşayan Dünya'nın evrendeki yeriyle ilgili bir tuhaflık var. 

En açık şekilde Gaia kavramıyla ifade edilen “yaşayan bir gezegen” olarak Dünya fikri, geniş halk kitlelerinin hayalgücüne hitap etmiş ve saygıdeğer bir disiplin olmuştur. Uzaydaki evimizin iç içe geçmiş bir yaşam sistemi olduğu fikrine alışkınız ve insan eylemlerinin Gaia'nın ölümüne sebep olabileceğine dair çok gerçekçi beklentilere karşı tetikteyiz. Bu tür fikirler Jim Lovelock'un son kitaplarında ele alınıyor. Çizdiği resim, Dünya üzerindeki yaşama dar bir bakış açısıyla bakıldığında oldukça kötü. Ancak tek bir gezegen kozmosun sonsuzluğunda gerçekten önem taşır mı?

Son yıllarda yakımızdaki bir yıldızın yörüngesinde Dünya'nın yalnızca birkaç katı ağırlığında bir gezegenin keşfi[1]ve başka yıldızların yörüngesinde dolanan 200'den fazla Jüpiter benzeri dev gezegenin bulunması, evrenin başka yerlerinde zeki yaşam bulunması olasılığına dair ilgiyi körükledi. Birçok insan, oralarda bir yerlerde başka “güneş sistemlerinin” varlığının başka dünyaların da bulunduğu anlamına gelmesini umuyor – ve eğer başka dünyalar varsa başka insanlar da olmalı, değil mi? Bu yanlış bir tez. Her şeyden önce, Dünya benzeri gezegenlerin nadir olması olası görünüyor. Ancak diğer dünyalar yaygın olsa bile, bana göre yaşamın yaygın olma ihtimali varken Dünya'da ortaya çıkmış olan zeki ve teknolojik medeniyet türü, en azından Samanyolu galaksimizde eşsiz olabilir.

Diğer Gaiaların Kozmos’ta görece yaygın olabileceği konusunda Lovelock'la aynı fikirdeyim. Ancak ben, bizim zeki yaşam türümüzün çok nadir olmasından dolayı yalnızca gezegenimize özgü olabileceği sonucuna vardım. Kozmik zamanın içinde bulunduğumuz anında zeki yaşam yalnızca Dünya üzerinde mevcut; Gaia diliyle Dünya, en azından bizim galaksimizde, tek akıllı gezegendir.

Bunun herhangi bir yerinde Tanrı'nın elini görüyor olsanız da olmasanız da, bu bizim evrende teknolojik olarak en gelişmiş medeniyet olduğumuz ve evrenin kökenini ve doğasını anlayan tek tanık olduğumuz anlamına gelir. Eğer insanlık ve Gaia mevcut krizlerden kurtulabilirse tüm Samanyolu galaksisi evimiz haline gelebilir. Aksi takdirde Gaia'nın ölümü tam anlamıyla evrensel önemde bir olay haline gelebilir.

Konuyu Samanyoluyla sınırlamamın nedeni bu galaksinin –makul bir zaman ölçeğinde daha ilerisini fiziksel olarak keşfetmeyi ümit edemediğimiz uzaydaki bir adanın– astronomik arka bahçemiz olması değil, Samanyolu'nun ötesindeki evrenin muhtemelen sonsuz olmasıdır. Sonsuz bir evrende her şey mümkündür ama ilginç herhangi bir şey bizden ancak son derece uzak yerlerde gerçekleşiyor olabilir. Samanyolu galaksisi birkaç yüz milyar yıldız içermektedir ancak neredeyse kesin bir şekilde bir tek zeki medeniyete ev sahipliği yapar. Bu anlamda medeniyetimiz tek başına ve özeldir. İşte bu kitap size bunun nedenini anlatıyor.


[1]Ve bu kitap baskıdayken birkaç “başka dünyanın” daha!
 




  

Hiç yorum yok